Start-Up Hukuku
Start-up hukuku, girişimcilerin yenilikçi fikirlerini hukuki bir düzlemde hayata geçirmelerini sağlayan, yasal ve düzenleyici gereksinimleri ele alan, bir hukuk dalıdır. Girişimcilerin işletmelerini başarıyla kurmalarına ve büyütmelerine yardımcı olmak için gerekli hukuki çerçeveyi sağlamayı amaçlar. Bu kapsamda, şirketler hukuku, sözleşmeler hukuku, fikri mülkiyet hakları, rekabet hukuku, vergilendirme, yatırım ve finans hukuku start-up hukukunun temel odak noktalarıdır.
Şirketleşme
Bir start-up'ın şirketleşme sürecinde şirket türüne karar verilirken en sık tercih edilen değil, mevcut koşullara ve uzun vadede alınması düşünülen kararlara en uygun olanı seçilmelidir. Şahıs şirketi kurmak, işletmenin her türlü borcundan dolayı kişiyi tüm malvarlığıyla şahsen sorumlu tuttuğu için start-up kurucuları açısından dezavantajlı olacaktır. Uygulamada start-up kurucuları genellikle borçlara karşı ortakların kişisel sorumluluğunun en düşük düzeyde olduğu anonim veya limited şirket türünü tercih edilmektedir.
Sermaye şirketlerinde getirilecek sermayenin kanunda sınırlı sayıda sayılmış malvarlığı unsurlarından biri olması gereklidir. Şahıs şirketlerinden farklı olarak, sermaye şirketlerine kişisel emek ve ticari itibarın sermaye olarak konulması mümkün değildir.
Nasıl bir hukuki yapılanma altında hareket edileceğinin kararlaştırılması için şirket türleri arasındaki farklar göz önünde bulundurulmalıdır.
Anonim şirketlerin pay devirleri açısından yatırımcıların da dikkatini çekecek avantajları bulunmaktadır. Limited şirketlerde noterde devir, genel kurulda onay kararı ve devrin tescili gibi zorunluluklar mevcuttur. Ayrıca pay devrinde elde edilen değer artışı vergilendirmeye tabiidir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesi uyarınca anonim şirket ortağı gerçek kişiler paylarını iki yıldan fazla süreyle ellerinde tuttukları takdirde gelir vergisi ödemezler. Tüzel kişi ortaklar bakımından ise 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesine göre en az iki yıl aktiflerde yer almış payın devrinde değer artışının %75’lik kısmı vergiden istisnadır.
Kamu alacakları bakımından, ortakların sorumluğunu genişleten bir düzenleme olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili ve Usulü Hakkında Kanunu’nun 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketin kamu borçlarından payları oranında kişisel olarak sorumlu olacağı belirtilmektedir. Anonim şirket ortakları ise sadece şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile şirkete karşı sorumludurlar.
Fikri Mülkiyet Stratejisi Oluşturma
Start-up kurucuları tarafından atılması gereken ilk adımlardan bir diğeri de fikirlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu veya Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında koruma altına alınmasıdır. Koruma yollarından hangisine başvurulması gerektiği noktasında fikrin dış dünyada hangi biçimde piyasaya sürüldüğü dikkate alınacaktır. Mal ve hizmetlerin tüketiciler tarafından ayırt edilmesini sağlayacak kelimeler, harfler, rakamlar, çizimler, resimler veya bunların kombinasyonları marka olarak tescil edilebilmektedir. Eğer kuracağınız start-up'ın yenilik ve ayırt edicilik şartlarını taşıyan ürünleri mevcutsa ürünün tasarım olarak tescil edilmesi, üçüncü bir kişinin haksız yararlanmasını önleyecektir. Buluş niteliği taşıyan ürünleriniz ise sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent korumasına konu edilebilir. Doğrudan start-up bünyesinde meydana getirilen veya başka şahıs/firmalardan sözleşme yapılarak devir yoluyla elde edilen eserleri üçüncü kişiler ancak lisans alarak kullanabilirler. Start-up'ın kendi eserleri üzerindeki telif hakkının ise diğer korumalardan farklı olarak tescil edilmesi gerekmemektedir.
Kuruluş Aşamasında Düzenlenmesi Gereken Bazı Sözleşmeler
Start-upların kuruluş aşamasından sonra düzenleyeceği sözleşmelerde de değinilmesi gereken önemli hususlar bulunmaktadır. Örneğin; start-up şirketinin irketin ana sözleşmesinden farklı olarak kurucular sözleşme serbestisinden yararlanarak ortaklar arası ilişkileri düzenleyen ve somutlaştıran ortaklık sözleşmesi (hissedarlar sözleşmesi) yapabilmektedirler. Bu sözleşme kurucuların yapmış oldukları orta ve uzun vadeli planları ve karşılıkları verdikleri taahhütleri sınırlı bir şekilde garanti altına almaktadır. Ortaklık sözleşmesinin sadece ortaklar arasında hak ve sorumluluk doğurması söz konusu olup ihlali halinde cezai şart veya tazminat talep edilebilmektedir.
Start-uplar için düzenlenecek iş sözleşmeleri de işin mahiyeti gereği farklılık arz edebilmektedir. Belirsiz süreli iş sözleşmeleri hukukumuzda iş ilişkilerinde asıl olan sözleşme türüdür. Fakat start-up şirketlerinde girişimcilik alanının doğası ve çalışma koşullarının farklılığı gereği uzaktan çalışma iş sözleşmesi veya kısmi zamanlı (part-time) iş sözleşmesi yapılması gerekebilecektir. Özellikle uzaktan çalışma sözleşmelerinde işçi ile işveren arasındaki iletişim, çalışma saatleri ve koşulları, işverenin sağladığı ekipmanla gibi konular açıkça düzenlenmelidir.
Ortaklar arasında veya müşteri ve satıcı arasında yapılacak gizlilik sözleşmesi, mesafeli satış sözleşmesi, kullanıcı sözleşmesi, KVKK aydınlatma metinlerinin de start-uplar bakımından kuruluş aşamasında hazırlanması son derece önem arz etmektedir.
Fikir Sahibi Ortakların Korunması
Fikir sahiplerinin kuruluş aşamasında şirketin yönetiminde söz sahibi olması işin doğası gereğidir. Fakat orta ve uzun vadede sermaye artırımı mekanizması yoluyla sermaye getirenler tarafından yönetimin ele geçirilmesi uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Kurucular ve fikir sahipleri bu riske karşı bazı hukuki düzenlemelerden teminat olarak yararlanabilirler. Bu bakımdan kurucular ortaklık sözleşmesi yapmanın yanı sıra imtiyazlı paylar çıkararak sermaye getirenler tarafından şirketten dışlanmalarının önüne geçebilirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 478. maddesinde düzenlenen imtiyazlı paylar; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan(önalım) ve oy hakkı gibi haklarda, üstün bir hak tanıyan veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkını bünyesinde barındıran paylardır. Daha sonra imtiyazlı pay sahiplerinin aleyhine olan veya imtiyazları kaldırmaya yönelik genel kurul kararları ancak imtiyazlı payların %60’ına sahip ortakların olumlu oyuyla onayabilir. Fakat oyda imtiyaz hakkı, esas sözleşme değiştirileceği zaman kullanılamaz.
Bunun yanında fikir sahiplerine kurucu intifa senetleri verilebilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 503. Maddesi uyarınca intifa senetleri, sahibine sadece malvarlıksal haklar sağlayan ve hisse senetlerinden farklı olarak herhangi bir payı temsil etmeyen kıymetli evrak niteliğindeki senetlerdir. Dağıtılabilir kardan kanunda öngörülen yedek akçe ile pay sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda biri intifa senetleri üzerinden düzenli olarak kuruculara ödenir. Bu senet türünün ihdas edilme amacının kuruluşta emeği geçenlerin ödüllendirilmesi olması bakımından ilk esas sözleşmede öngörülmüş olması gerekmektedir.
Sonuç
Yatırım çekme, hızlı büyüme ve rekabet avantajı elde etme hedefiyle kurulan start-up'ların hukuki ihtiyaçları da geleneksel işletmelere göre farklılık gösterecektir. Bu nedenle, start-up kurucularının özelleşmiş bilgi ve deneyime dayanan hukuki destek alması önemlidir. Kuruluş ve büyüme sürecinizde doğru hukuki desteği almanız girişimizin yerel yasalara uygun faaliyet göstermesini, gerekli belgeleri oluşturmanızı, haklarınızı korumanızı ve yatırımcılarınızla daha sağlam ilişkiler kurmanızı sağlayacaktır.
Bu makale ile ilgili sorularınız için katkıda bulunan kişilerle veya info@npartners.com.tr adresiyle iletişime geçebilirsiniz.

